Yaşamı ve aşkı en iyi anlatan sevişmesidir bedenlerin
Rekabet edebilseydi cesaretim ödlek korkularımla
Peşimde sürüklediğim pişmanlıklarım olmazdı
Arsız bakışlarımla dokunurum tenine tüm keşkelerden uzak
Şimdi dudaklarım usulca sokulur kuytuna tenine,sakın ürperme
Eledim nedenleri niçinleri azaldıkca korkularım,tükendikçe utançlarım
Neleri görmezden geldim pişmanlık adına yeminle
Utanmaz uslanmaz düşüncelerime baş eğdirme çabam yalan
Yaşamı ve aşkı en iyi anlatır sevişmesi bedenlerin başka her şey beyhude
Yoksun bırakma beni sıkı ve pürüzsüz kendinden ıssız kuytu teninden….
.
gece karanlığının
daha
kara
olduğu uzun kış gecelerinin tükenmez ateşiyle yanar alnım,bedenim.
sıcağı dokunanı yakar,
sarılanı eritir.
öpen dudaksız kalır yeminle.
ellerimle sıvadım gökyüzüne yıldızları.
kimi kayarken parmaklarımın arasından süzülüp düşerken,
bakan her göz dilek diler.
tükenen her bedende utancı tatmak kalır bana.
yarım kalır korkularım.
biter aşka dair tüm inançlar.
sevişmeler bitince......
.mesela şimdi
bir ürperti hissettinmi
sanki görünmeyen bir soluk yaklaştı ensene doğru
gölgelerin içinden tenini sıyırdığını göremedin bile
oysa hemen arkanda dönüversen aniden göreceksin
belki dudaklarına değeceksin
ellerinin titrediğini farkettinmi,
itirafını açıklayan küçük bir suçlu gibi titrek
inanmam kaçamak bakışlarının aradığı anları
kimi senli benli kimi aşırı ciddi
korkmasan belki yaşamın arsız tuhaf kininden
çırılçıplak soyunup gerçekliğinden
parçalayıvereceksin öfkeden sinmiş tüm hayalleri...
.
açılan perdeden
parmaklarını saçlarına dolamış olarak çıkıverdin.
yağmur kokusunun tüm serinliğini doldurup ciğerlerine
derin bir nefes aldın.
sanki gökyüzündeki solunmamış tüm hava sana aitti.
uzanıp uzun uzun gerinerek salınan bir martı edasıyla usulca akıverdin yaşama.
neşen gündüzü ayırıverdi geceden
hayat seninle başladı.....
.
yanından geçerken görmedi umduğu yaşamın kayıverişini.
ürpertisini hissetmedi tenine değen.
uçuveren eski bir hayal oldu düşüncesi.
artık bitmişti yaşama dair tüm arzuları.
gidivermişti yalnızlığın bazen ılık bazen serin koynuna
Kırışık
Asık yüzlü sert bir adamdı
Bilmem ki neye kızardı
Kocaman elleri vardı
Kavrasa dünyayı
Parçalayacaktı
Köprünün altından çok sular aktı
Kundaktan kefene
Ömür kısacıktı
Sıcacık çarpan kalp soğuyacaktı
Kindar
Bir şiir yazacaktı
Şiirin bir adı olmayacaktı
Okuyanı da.
On üç kasım
İki bin altı
Pazartesi
Bursa
Karanlığa asılmış
Yıldız fenerler
Kocaman lekeli
Lekeli bir ay
Yumuk yumuk
Hatta
Biraz buruşuk
Buruşuk bir ay
Bir alında dedenin
Yerleşmiş işte
Yıllanmış öfkelerin
Buğday için çizilmiş
Pulluk pulluk
Başak için seçilmiş
Al yanaklı sarı kız
Dedenin buruş buruş
Ellerinden birinde
Minik torun tutunmuş
İki gelin
Yedi torun
Hasat için
Karanlığa alışmış
Yıldız fenerler altında
Kocaman elli
Dokuz orak
Körelmiş biri
Kırılmış biri
Kesilmiş biri
Biri nasır
Yedi tırnak
Dedenin bir eli çıkın
Papatyalı mintan
Güllü fistan
Süt kokulu Başak
Kocaman adımlarla
Dedesinin peşinden
Büyüyor koşarak
Karanlık
Karanlığa sağılmış
Bir yudum süt
Bir gökyüzü
Bir güneş
Aydınlanacak.
Sık olmasa da gökyüzüne bakardık
Abartmazdık belki
Ama bazı geceler
Uzunca süreler boyunca kayacak bir yıldız beklerdik
Kayanın azlında bir taş olmadığını bilmeden dilek bile tutardık
Hatırlarsanız
Yaşama kaygısı içimize düşmeden
Ya da biz içine düşmeden yaşama kavgasına
Çimenlere uzanırdık
Gökyüzünde pervasızca dolaşan bulutları benzetirdik canavarlara
Kimi dinozor olurdu
Kimi ejderha
Bilmem ne daha
Yine tüm bu kaygılı kavgadan önceydi
Baharın ilk açan çiçeğini yakalamaya açılırdı gözlerimiz
İlk açan menekşeyi koklamak
İlk öten horoz çiçeğini koparmak için
Dev gibi kocaman kocaman koşardık
.........
Ne uzak
Ne yaşanmamış
Ne yalan
Ne gerçek
........
Oysa tümü yaşama kavgasına karışmadan önceydi
Parmaklarımızda hayat bulurdu çamurlar
Biri gemi olurdu duman dumana çarklı buharlı
Biri uçak
Az sonra gökyüzünde dolaşacak
Sen savaş pilotu
Kalanlarsa düşman
........
Evet her şey kaygı dolu kavgadan önceydi
Bir anda bıraktık herşeyi
Bir anda büyüdük adam olduk
Bitmeyecek yaşama kavgamız elbette nasıl bitsin ki
Hadi
Minik bir mola verelim
Açıp kollarımızı en güçlü rüzgarlara durup
Kapayıp gözlerimizi telli bir uçurtma olalım
Kimse görmesin bizi
Görürse ayıplamasın
Hadi
Bir sabah erkenden uyanıp
En güçlü en sessiz fısıltımızla en kötü sesimizle
En saklı türkümüzü haykıralım masmavi gökyüzüne
Yeni bir yemek icat edelim
Saçma sapan bir şiir anlamsız kötü bir masal yazalım
...........
Hadi biraz ara verelim kavgaya
Biraz
Uysal bazen bazen yaramaz
Kocaman kırmızı yanaklı
Bazen sıska biraz
Geceye kapayıp gözlerini uykuyla her yakınlaştığında
Bir dev masalı anlattım
Bazen bir cüce
Güneşe uyandım
Yumdum sulara uykumu
Kenarı dantelli havlulara
Sevgine sarılınca doydum
Kandım tek damla gözyaşına
Bak sığmıyor artık yüreğime
Uçuverecek gökyüzüne
Yaşam olacak
Yağmur ola
Yağacak
Yere
her saniyede aşığım sana
kötülüğümün hesabı yok
her dakika
her saniye
terkediyorum seni
ne ilk aşık oluşum sana
ne de son terkedişim
bu bir kısırdöngü
bir kez olsun
dur de
kal de
kalayım...